Bilgi Notu

Danıştay’dan İhalelere Katılmaktan Yasaklama Süreçlerinde Kanunilik Vurgusu: KİK Kararına İptal Freni

Ana Sayfa / Bilgi Notları / Danıştay’dan İhalelere Katılmaktan Yasaklama Süreçlerinde Kanunilik Vurgusu: Kİ…
KİKarar 01 Nisan 2026
4734 sayılı kanun kapsamında ihalelerden yasaklama işlemlerinde suçta ve cezada kanunilik ilkesini, Danıştay 13. Dairesi iptal kararını ve mahkeme tokmağını temsil eden resmi evraklar.

İhalelere Katılmaktan Yasaklama Kararlarında "Kanunilik" İlkesi


Kamu ihale süreçlerinde firmaların en çok çekindiği yaptırımların başında ihalelere katılmaktan yasaklama kararları gelmektedir. 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu’nun 17. maddesi, hangi fiil ve davranışların yasaklama gerektirdiğini net bir şekilde sıralamıştır. Ancak idarelerin ve Kamu İhale Kurumu'nun (KİK) zaman zaman bu fiilleri genişletici yorumlaması, hukuki uyuşmazlıkları beraberinde getirmektedir.


Yakın zamanda Danıştay 13. Dairesi (Esas No: 2025/2337) tarafından verilen emsal niteliğindeki bir yürütmeyi durdurma kararı, yasaklama işlemlerinde idarenin sınırlarını ve ispat yükümlülüğünü yeniden hatırlattı.

Uyuşmazlığın Kaynağı: KİK’in "Rekabeti Etkileyen Fiiller" İlke Kararı


Sürecin merkezinde, Kamu İhale Kurulu’nun 03.09.2025 tarihli ve 2025/DK.D-310 sayılı ilke kararı yer alıyor. "Rekabeti veya İhale Kararını Etkileyen Fiil veya Davranışlar Hakkında Karar Alınması" başlığını taşıyan bu düzenleme, ihalelere fesat karıştırma veya rekabeti bozma şüphesi uyandıran durumlarda idarelerin elini güçlendirmeyi hedefliyordu.


Ancak bu düzenleme yargıya taşındı. İtirazın temel dayanağı ise oldukça güçlü bir hukuk ilkesiydi: Suçta ve cezada kanunilik. Davacı taraf, yasaklama gerektiren durumların 4734 sayılı Kanun’da sınırlı sayıda (tahdidi) sayıldığını, KİK’in kıyas yoluyla veya takdir yetkisi kullanarak yeni yasaklılık sebepleri icat edemeyeceğini savundu.

İdare Kendi Şüphesini ve İspat Külfetini Firmaya Yükleyemez


Danıştay 13. Dairesi, KİK’in savunmasında yer alan "uygulamayı yönlendirme yetkimiz var" argümanını yeterli bulmadı. Yüksek mahkemenin karar gerekçesinde ceza ve idare hukukunun en temel direği olan "şüpheden sanık yararlanır" ilkesine vurgu yapıldı.


Eğer KİK’in söz konusu kararı uygulanmaya devam etseydi, idareler sadece bir fiilin gerçekleştiğini iddia ederek yaptırım sürecini başlatabilecek ve aksini ispat etme külfetini doğrudan istekli firmalara yükleyebilecekti. Mahkeme, idarenin kendi ispat yükümlülüğünü ortadan kaldırarak bu yükü ihale katılımcılarının omuzlarına bırakmasını idari yaptırım ilkelerine açıkça aykırı buldu.

Firmalar İçin Hukuki Güvenlik ve Yargı Kalkanı Sağlandı


Sonucu olarak Danıştay; Kurul kararının uygulanması halinde firmaların haksız yere yasaklanma riskiyle karşı karşıya kalacağını ve bu durumun telafisi güç zararlar doğuracağını belirterek ilgili KİK kararının yürütmesini durdurdu.


Bu kritik karar, ihale mevzuatında idarelerin yetki aşımına set çekerken, yaptırım süreçlerinde "kanunsuz suç ve ceza olmaz" prensibinin idari makamlarca esnetilemeyeceğini bir kez daha tescillemiş oldu. İhaleye giren şirketler açısından bakıldığında ise, haksız ihbarlar veya altı doldurulmamış şüpheler üzerinden ihalelerden men edilme tehlikesine karşı önemli bir yargı kalkanı sağlanmış oldu.

Danıştay 13. Dairesi'nin bu tarihi yürütmeyi durdurma kararına yol açan hukuki süreçleri yakından takip etmek, 2025/DK.D-310 sayılı Kurul kararının iptaline ilişkin yayımlanan 2026/DK.D-66 nolu güncel Kurul kararının tam metnine ve benzer yasaklama iptali emsal kararlarına ulaşmak için kikarar.com karar havuzunu hemen inceleyebilirsiniz.